Sağlıklı Yaşam

Cildiniz Neme Doysun! Hyaluronik Asit Nedir, Faydaları Nelerdir?

Hyaluronik asit, bağlayıcı özelliği bulunan bir polimer çeşidi olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda yoğun nemlendirici etkisiyle cilt sağlığının yapı taşlarından biri olduğunu da söylemeliyiz. Vücudumuzda doğal şekilde bulunan hyaluronik asit, dışarıdan takviye şeklinde de alınmakta. Üstelik belli bir yaştan sonra alınması gerektiğini de hatırlatalım. Bunun nedeni yaş ilerledikçe vücuttaki hyaluronik asit üretiminin yavaşlaması ve var olan asit miktarının da zamanla azalıyor olması. Bu noktada cilt yumuşak ve elastik dokusuna veda ediyor. Hyaluronik asit günümüzde birçok kozmetik ürünün içerisinde yer alıyor. Çoğu yerde hyaluronik asit serumu ve bu asit türünü içeren nemlendiriciler, kremler ve makyaj ürünleri ile karşılaşabilirsiniz. Üstelik hyaluronik asidin bir tür gıda takviyesi olarak da kullanılabildiğini hatırlatmak isteriz.

Yaşlanma belirtilerine karşı savaş açan ve cilt bakım rutininiz içinde yerini almaya hazır olan hyaluronik asit son zamanlarda adından sıkça bahsettiren ürünlerden biri. Özel moleküler yapısı sayesinde cildin nem ihtiyacını karşılıyor. Su tutabilme potansiyeli sayesinde de tercih sebebi. Bu bileşen, tüm cilt tiplerine uygun olmasıyla da göze çarpıyor. Düzenli olarak kullanılan hyaluronik asit içerikleri, yarattığı etki sayesinde ciltte pozitif anlamda inanılmaz geri dönüşler sağlıyor.

Son zamanların en çok tercih edilen cilt bakım içeriklerinden biri olan retinol hakkında merak ettiklerinizi içeriğimizde bulabilirsiniz.

Hyaluronik asit nedir?

Hyaluronik asit cildin nemli kalmasına yardımcı bir madde. Cilt bakımının en temel adımı olarak kabul edilen nemi tende yoğun miktarda tutabilen hyaluronik asit aynı zamanda bir çeşit polimer. Bu bileşen aslında vücudumuzda bulunuyor. Ancak kemiklerin rahat bir şekilde hareket etmesini sağlayan ve cilt dokusu içinde bulunan bu doğal asidin üretimi ise zaman içerisinde azalma gösteriyor. Hyaluronik asit üretiminin zaman içinde azalmasıyla ciltte yaşlanma belirtileri kendini göstermeye başlıyor. İşte tam da bu noktadan sonra hyaluronik asit içeren ürünler sıklıkla tercih sebebi haline geliyor.

Hyaluronik asidin onu cilt için vazgeçilmez hale getiren çok önemli bir özelliği var. Bu polimer kendi ağırlığının tam olarak 1000 katı kadar su molekülünü tek seferde taşıyabilme kabiliyetine sahip. Bu, hücre düzeyinde kıyaslandığında inanılmaz bir rakam olarak karşımıza çıkıyor. Bu şahane polimer su moleküllerini kendi üzerine çekiyor. Bünyesinde tuttuğu bu molekülleri hücrelere taşıyarak cildin nemlenmesini sağlıyor. Bu asidin bizi en çok ilgilendiren işlevi ise cilt ile ilgili kısmı. Vücudumuzu nazikçe çevreleyen, koruyan, ısı ve nem kaybetmemizi engelleyen cildimizin en önemli ihtiyacı nem. Bu işlevlerin en iyi şekilde gerçekleşmesi, yaşlanma etkilerinin geciktirilmesi, kırışıklıkların azalması ve güneşe karşı iyi derecede korunmada en etkili noktayı yine nem oluşturuyor. Hyalüronik asit ise ultra nemlendirici özelliğiyle cildimize adeta ferah bir bariyer görevi sunuyor.

Faydaları nelerdir? 

Vücudumuzun yaşam kaynağı su. Hyaluronik asit de bu kaynağın taşıyıcı görevini gördüğü için hayati bir değer taşıyor. Suyu bünyesinde tutan ve tüm hücrelere taşıyan bu polimer cilt sağlığının yapı taşlarından biri. Eklemlerin içerisinde bulunan sıvı miktarının korunmasını sağladığı için hareket sistemi için de önem taşıyor. Bu asit aynı zamanda kuru eklemlerde görülen sürtünme kaynaklı sorunların tedavisinde de tercih edilmekte. Ayrıca bazı işlemlerde enjekte yöntemiyle eklem içine direkt asit takviyesi de yapılabiliyor. Hyalüronik asidin tedavi amaçlı kullanıldığı başka alanlar da bulunuyor. Eklem sorunlarının devamında fark edilen kronik yorgunluk ve kas ağrıları için uzmanlar hyalüronik asit takviyesi alınmasını tavsiye edebiliyor. Reflü benzeri mide sorunlarında da oral yolla alınan asit takviyesi hastanın iyileşmesine katkı sağlıyor. Tabii bu gibi durumlarda doktor kontrolü sonrasında kullanılması gerektiğini hatırlatalım.

Göz pınarlarında kuruluk olan ya da sık lens kullanımı nedeniyle göz yüzeyinde sürtünmeden kaynaklı nemsizlik problemi yaşayan kişilere de uzmanlar tarafından hyaluronik asit damlası öneriliyor. Bu asidin yaşlanma geciktirici ve nemlendirici ürünlerin ana maddesi olduğunu da not düşelim. Kuru ciltlerin ihtiyaç duyduğu nemi geri kazanabilmesi için doğru ve düzenli kullanımı önem arz ediyor. Düzenli kullanım sonrası ise cildin çok daha esnek olması fark edilir bir hal alıyor. Bu asidin mucizevi etkilerini kısaca özetlemek gerekirse: Cildin canlılığını ve doğallığını korumasına yardımcı olur. Sivilce izlerinin yok olmasında oldukça etkili bir rol oynar. Sivilce oluşumunu ciddi derecede önler. Yüksek su tutma özelliğiyle kuru ciltlerin parlak ve taze görünmesine destek olur. Cildi serbest radikallere karşı koruyan antioksidan bir yapıya sahip olduğunu da hatırlatmak isteriz. Bunun yanı sıra cildin elastikiyetini korumasına yardımcı olur. Antibakteriyel olması nedeniyle de yaraların iyileşmesini hızlandırır. Son olarak kolajen liflerin oluşmasını ve korunmasını sağladığını da eklemek isteriz.

Nasıl uygulanır?

Bu asit türü aslında belirli bir yaştan sonra çoğu kişinin kullanması gereken önemli bir cilt maddesi. Özellikle yaşlanma belirtilerini azaltmak isteyen, akne sorunu yaşayan ya da aşırı kuru bir cilt tipine sahip olan kişiler için oldukça önem arz ediyor. Bu çok amaçlı nemlendirici gün boyu dolgun bir cilde sahip olmak isteyenler için bir mucize. Bu kıymetli nem desteğini cilde uygulamak için kullanılabilecek ürünlerin başında ise asit ampul çeşitlerinin yanı sıra kremler, maskeler, tonikler ve serumlar gelmekte. Kozmetik sektöründe yaygın olarak tercih edilen hyaluronik asit, başlı başına ve diğer birçok ürünün içeriğinde destekleyici bileşen olarak, nemlendirme ve nem tutma özelliği sebebiyle sıklıkla tercih edilmekte. Hyaluronik asit içeren ürünlerin serum, maske, krem gibi farklı formlarda olabileceğine değinmiştik. Dudak bakım kremleri, yüz yıkama ürünleri ve güneş koruyucu kremler de hyaluronik asit içerebilir. Nem desteğini sağlayan tüm serum ve krem içeriklerinde genellikle bulunur. Kozmetik sektörü için önem arz eden bu asit, medikal estetik uygulamalarının da vazgeçilmezleri arasında yer alır.

Çoğu cilt bakım uygulamasında solüsyon, serum formunda yüksek kaliteli, özel üretim hyaluronik asit ve bu asidi içeren ürünler, cilt yüzeyine uygulanmakta. Hyaluronik asidin bir başka önemli kullanım alanı da estetik dolgu uygulamasıdır. Geçici süreli dolgu işlemi olarak dudaklarda, kırışıklıklarda, göz altında ve burun dolgusunda tercih edilir. Hyaluronik asit seçerken ya da bu asidi içeren bir ürün almaya karar verdiğinizde, ilk yapılması gereken ürün içeriğine dikkat etmektir. Alacağınız üründe cildinize zararlı, cilt tipinize uyum sağlamayan bir bileşenin olup olmadığını kontrol etmenizde fayda var. Piyasadaki basit kozmetik ürünlerin çoğunda HA formunda hyalüronik asit bulunmakta. Sodyum hyaluronate, hidrolize edilmiş sodyum hyaluronate karşınıza çıkabilecek diğer asit türleri olarak listelenebilir. C vitamini, B3 vitamini gibi çeşitli vitaminlerle birleştirilmiş hyaluronik asitler içerik olarak daha soft ürünler olduğu için özellikle hassas ciltlerin kullanımı için uygun olabilir. Bu asidin kullanımı da tüm diğer cilt bakım ürünleri gibi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.  

Bonus: Hyaluronik asit hangi besinlerde bulunur?

Peki vücudumuzun nem ihtiyacı için mucizevi bir etkiye sahip olan hyaluronik asit hangi besinlerde bulunur? Aslında bu açıdan ultra zengin pek çok besin bulunmakta. Bu besinlerden düzenli olarak tüketerek bu faydalı molekülün vücudunuzda doğal olarak artmasını sağlayabilirsiniz. Sırasıyla hangi ürünlerde bulunduğuna göz atalım. Hayvansal ürünler kategorisinde yüksek bağ dokusu ve kolajen içeren tavuk, et suyu ve kırmızı eti listeleyebiliriz. Soya ürünleri kategorisinde fermente soya sütü benzeri içecekler ve soyalı besinlerden söz edebiliriz. Meyvelerde c vitamini açısından zengin limon, portakal, greyfurt, yaban mersini, kivi, mango ve üzüm listelenebilir. Son olarak sebzelerde ise, asit sentezinde önemli bir rol üstlenen ve magnezyum içeren ıspanak, marul, kuşkonmaz, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli ve yeşil fasulye asit açısından zenginlik barındır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu